Öncelikle, buraya ulaştığınıza göre fark ettiğiniz gibi, blogumda (hem adres olarak hemde arayüz olarak) bazı değişikliklere gittim. Bu güne kadar blog.onurka.com‘dan ulaşılan blogum artık burda yani www.onurka.com‘da olacak. Bundan önceki blogumda Google’ın Blogger servisini kullanırken artık WordPress‘i kullanmaya başladım. Blogger pek çok açıdan büyük rahatlıkken esnekliği bir miktar az kalıyordu. Ben de esenkiği, rahatlığa tercih edip WordPress’e geçişi yaptım. Eğer blogumu RSS beslemesi ile takip edenler varsa, onun adresi aynı kaldı. Yani bir değişiklik yapmaya gerek yok. Yeni blogla ilgili söyleyeceklerim bunlar. Gelelim şimdi yeni blogun ilk girdisine konu olan “Röportaj Mimi” ne…
Röportaj Mimi denen şey nedir bende bir kaç gün öncesine kadar bilmiyordum. Geçtiğimiz günlerde, isik.net‘ten Cem Vedat IŞIK beni mimlemiş. - Kullanımı böyle valla - O zaman “nedir bu röportaj mimi” diye baktığım kadarıyla, blogcuların çevrelerindeki blogculara belirli bir grup soruyu sorduğu ve soruyu alanlarında yeni blogculara bunu devam ettirdiği bir zincirmiş… Blogosferin birbirine linklenmesi için de faydalı bir girişim gibi geldi bana. Mimlemek için beni seçtiği Cem’e burdan selamlarımı gönderiyorum… Sorular şöyle;
1. Blog yazmaya ilk defa nasıl başladım?
2. Blog yazılarımın konusu belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum?
3. Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?
4. Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan beklenti yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?
5. Blog yazmayı daha ne kadar sürdüreceğim?
Ve cevapları ;
1. İlk blog yazma girişimim, sanırım 2004 yılı civarında fotograf ilgisiyle paralel bir şekilde başladı. Hem çektiğim fotografları koyabileceğim hem de o zaman çok fazla olmadığı için dijital fotografçılık hakkında bildiklerimi yazabileceğim bir sayfam olsun isteyip, ilk blogumu yine blog.onurka.com’da WordPress platformunda açmıştım. Hatta orda RAW formatı hakkında yazdığım bir yazının linki hala birçok yerde duruyor ama o blog olmadığı için link aslında kırık. Daha sonra, 13 Kasım 2006′da Blogger platformunda onurkaa.blogspot.com adresinde daha genel konulu ve daha sık güncellediğim adını da “Deneysel Manifesto” koyduğum blogu yazmaya başladım. Daha sonra Google’ın bu servisi başka alan adlarına yönlendirmeye izin vermesiyle de bu blogu blog.onurka.com altına taşıdım. 16 Aralık 2007′de de blogumu, ilk yazı olmasından dolayı da bugün açıldı sayabileceğim, buraya taşıdım.
2. Aslında yazıların belli bir çizgide olmasını istiyorum ama buna çok da özen gösterdiğimi söyleyemem. Yazmak istediğim konular daha çok teknoloji, internet, internet güvenliği ve güvensizliği, yeni ağ (web) uygulamaları ve fotograf gibi konular. Ki bu konularda da aklıma gelenler oldukça yada hoşuma giden birşey okudukça yazıyorum. Ama bunun dışında komik, eğlenceli, gerekliliği tartışılır şeyleri ya da gidip beğendiğim yerleri, olayları da yazıyorum. Yani biraz o anki ilgi alanlarıma kayıyor konular. Bu da gayet normal sanırım sonuçta web-log aslında yazdığımız yani bir nevi günlük…
3. Gün içinde, yani düzenli bir şekilde hergün belirli bir miktar denebilecek kadar feragat ettiğim birşey yok. Zaman alan şey ilk başta blogu istediğin şekilde özelleştirmek. Bu da aslında bir sürece yayılabilir ama insan ilk başlarken düzgün bir şekilde başlamak istiyor. - En azından bende öyle- Yani bir kerelik büyük uğraşı istiyor sonrası kolay gibi geliyo bana. Bir de direk yazmak için olmasa da yazdıklarımın çoğunun kaynağı okuduğum diğer blog ve sayfalar olduğu için, dolaylı olarak bunları okumaya harcadığım zaman var. Gerçekten RSS okuyucumla fazla zaman geçiriyorum sanırım. Ama bundan da memnunum pek çok alandan güncel bilgilere ulaşmış oluyorum.
4. Bu herhalde kişisel bir blogcunun başına gelebilecek en son şey. Yazacak bir şeyim oldukça yazıyorum. Zaten artan bir beklenti olduğundan şüpelerim olsa da, beklenti en fazla yazdıklarımı biraz daha araştırıp, öğrenip yazmak şeklinde etkiliyo sanırım. Yoksa sıklığı konusunda bir etkisi yok.
5. Bu tür öngörülerde bulunmak zor. İlk anda düşününce yazmayı bırakacağımı sanmıyorum, insanın internette erişilebilir kişisel bir sayfası olması güzel bence. Ama yine internette eğilimler hızlı değişiyor. Blog fikri ileride ne olacak, belki daha interaktif ve sosyal ağlara daha uygun kişisel sayfalar oluşacak. Bu durumda ne olur bilemem. Ama online bir alanım olmaya devam eder diye tahmin ediyorum.
Simdi de sırada soruları zinciri devam ettirecek kişilere göndermek kaldı… Bende soruları Arbor Networks‘ten Jose Nazario‘ya ve Schneier on Security‘den Bruce Schneier‘e mı gödereyim diyordum ama onlardasa çevremdeki daha güzel blog sahiplerine göndericem… Ahmet Cihat, Alibaz, Diego ve Taylan‘ı buradan göreve davet ediyorum…










hocam hayirli olsun. wordpress ilk gozagrinizdir sizin zaten. temiz bir gecis olmus. yeni yazilarinizi merakla bekliyorum
cok tesekkurler hocam. Gormussundur seni de goreve cagirdim… Zinciri kirmayin devam etsin bu guzel gelenek…
Arkadaşım, çok beğendim sitenin yeni halini. Eskisine göre çok daha net ve kolay takip edilebilir olmuş. Umarım daha sonra benim sitemin temasını da geliştirmemde yardımcı olursun.
HAYIRLI OLSUN MUDURUM…
Aman efenim Yezid Beyler de burdaymis… Cok tesekkur ettim.
Selamlar,
Taylan’ın linkinden takip ederek bulguğum, ve blog kelimesinin teorikten pratiğe geçişini anlamam açısından süper bir sayfa olmuş. Yaklaşık 10 yıl önce Macromedia Dreamweaver ile bir heves başladığım ama sonra başka işlere daldığım internette web sayfası merakımı da yeniden başlatmış oldu.
OpenDNS ve trafik yönlendirme ile ilgili yerler de özellikle ilgimi çekti, film ve müzikleri ise henüz okumadım.
Sonuç olarak zengin içeriğinden ötürü tebrik ederim.