İrlanda’ya….
Yarın sabah erken saatlerde İrlanda’ya doğru yola çıkıyorum. Sanırım yeşile, çayır ve çimene doyucam bu gezide. Bunların dışında Wikipedia’da İrlanda ve Dublin hakkında bakınırken yandaki fotografı gördüm. Burayı da görülecekler listesine aldım. Bolca fotograf çekmeyi planlıyorum, orda vakit bulurda koyarsam Flickr hesabımdan fotograflara, eğer ülkede açık kablosuz ağ erişimi yaygınsa da Twitter hesabımdan ufak güncel izlenimlerime erişilebilir.
Bunlar dışında oldukça yaygın kendi birasını mayalayan publarda bira denemeleri ve single malt viski tadımları yapmak istiyorum. Bir GooglePlex olmasa da Google’ın Avrupa merkezi de Dublin’de, burayı da görülcekler listesine koydum.
Başka İrlanda’da yapilacaklar-görülecekler konusunda bilgisi olan varsa yorumlar kısmına beklerim.
Yasakların Faydası
Geçtiğimiz günlerde Google, “Google Trends” servisini yeniledi. Kendi açıklamasına göre servis bir takım kestirimler yaparak alan adlarının günlük tekil ziyaretçi sayısını da verebiliyor. Google’ın bu faydalı teknolojisine göz atarken, ülkemizde hergün çeşitli sitelere erişimi engelleyen Yargı - Telekomünikasyon Kurumu işbirliğinin, Türkiyedeki internet kullanım trendini nasıl etkilediğine oldukça şaşırarak tanık oldum.
Bu erişim engelleme karaları, engelleri aşmaya uğraşan insanlarda, ciddi miktarda İnternet altyapısı konusunda bilgi birikimi yarattı. Bunların örneklerini ülkemizin “başarı” sırasına göre yazacağım.
Öncelikle, yasaklar öncesinde standart bir İnternet kullanıcısının pek de haberinin olmadığı “proxy”ler, yani dilimize vekil sunucu olarak çevrilen sunucular, hayatımıza girdi. Bunlardan web üzerinden servis veren ktunnel.com çok sevildi ve ülkemiz bu sitenin trafik yaratıcılığı konusunda açık ara şampiyon oldu. Kanıtı burda… Ktunnel’a ülkemizden gelen ziyaretçi sayısının da zamana göre grafiği aşşağıda.
Daha sonra, standart bir İnternet kullanıcısının yine kolay kolay duymayacağı, duysa da “diyenes” olarak oldukça soyut bir kavram olarak bildiği, DNS mekanizması detaylı şekilde benimsendi. Çünkü ülkemiz yasaklarının bir kısmı sadece Türk Telekom‘un DNS leri üzerinde yapılıyor ve OpenDNS servisi bu tür yasakları aşmayı sağlıyordu. Bu servis belki biraz daha karmaşık olduğu için, belki de her engeli aşamadığı için - hatta daha olası olan iki nedenin de doğru olmasından- ktunnel’a göre biraz gölgede kaldı ve ülkemiz bu siteye trafik sağlamada ikincilik ile yetinmek zorunda kaldı. Kanıtı için buraya tıklayınız. Ülkemizden gelen ziyaretçi sayısı da yine aşşağıda.
Son olarak, yine standart İnternet kullanıcımız için belki hayatında hiçbir zaman duymayacağı bir kavram olan, bazı kişilerinde dilinden düşürmeyip ne olduğunu hiç bilmediği “vipiyen” de tabir edilen, VPN teknolojisi hayatımıza girdi. VPN (virtual private network), Tükçeye sanal özel ağ şeklide çevrilebilecek ve trafiğinizin bilgisayarınızdan başka bir yere kadar şifreli olarak tünellenmesine yarayan bir uygulama. Daha önce de bir yazıda bahsettiğim Hotspot Shield da trafiğinizi ABD’de bulunan bir sunucuya kadar şifreli taşıyan ve sizi internete ordan çıkartan bir servis. Bu uygulamanın indirilebildiği siteye trafik sağlamada da ülkemiz Suudi Arabistan, ABD, Tayland, Çin ve Birleşik Arap Emirliklerinden sonra, 6. sırada. Kanıt için buraya tıklayabilirsiniz. Burdaki performans kaybımızın nedeni belki karmaşıklık - özellikle de ktunnel’a kıyasla- olabilir. Aslında engelleri aşma konusunda şu ana kadar yazdığım seçenekler arasında en garantili yöntem. Ama ülkemizden gelen kullanıcı sayısının grafiğine bakılırsa bunda liderliğe oynayabiliriz diye düşünüyorum.
Son olarak da şunu söyliyeyim. Bu servislerden OpenDNS dışındakiler, web tarayıcınıza reklam ekleyerek para kazanan servisler. OpenDNS ise direk reklam üzerinden olmasa da elde ettiği detaylı kullanım istatistiklerini satarak para kazanabilecek bir servis -Yapıyor mudur bilmiyorum, sadece tahminim- Günün sonunda baktığımızda Yargı - TK birlikteliğinin yaptığı şey ülkemizdeki İnternet kullanıcısının kullanım rahatlığını düşürerek, ülke dışından şirketlere burda pazar yaratmaktır.
Toluu
İnternette ortak ilgi alanlarına göre içeriğin paylaşımı gittikçe daha çok ilgi çekiyor. İnsanlar ortak ilgi alanları olan kişilerin okuduğu haber başlıklarını Digg ile, ne yaptıklarını yada mikro-blog girdilerini Twitter ile, izledikleri videoları -yalnız ve güzel ülkemizden genellikle izlenemeyen- YouTube ile, fotograflarını da Flickr gibi servislerle takip edebiliyorlar. Artan içerik formatı da bunların hepsini tek yerden izlemeyi sağlayan FriendFeed gibi servisleri ortaya çıkarttı. (Friendfeed kullanan varsa benim profilim için : www.frinedfeed.com/onurka)
Toluu da benzer bir işi RSS beslemeleri için yapıyor. Kendi profilinizi oluşturuken okuduğunuz RSS beslemeleri OPML formatında yükleyebiliyorsunuz. Daha sonra kontak listenize insanları ekleyip, onların okuduğu RSS beslemeleri hakkında bilgiye erişilebiliyor. Toluu bunun yanında artık olmazsa olmaz bir fonksiyon olan “bunları okuduğuna göre şunları da sevebilirsin”i RSS beslemeleri için sağlıyor. Bir diğer güzel özellik de RSS okuyucusu ve Toluu profilini senkron tutabilmek için sitenin sağladığı “bookmarklet”lar. Bunlar sayesinde bir sitenin RSS beslemesine üye olurken hem Toluu’ya hem de kullandığınız RSS okuyucuya ekleyebiliyorsunuz.
Site şu anda yeni oluşum aşamasında ve davet yoluyla üye kabul ediyor. İlgilenenler için 3 adet Toluu davetiyem var :) İsteyen not bırakabilir….
Vodafone Türkiye, iPhone için Talep Toplamaya Başladı
Başlıktan da anlaşıldığı üzere Vodafone Türkiye, iPhone için talep toplamaya başladı. Talep formuna burdan ulaşılabilir. Gerçi sayfada sadece öyle her yere de verilmek istenmeyecek bilgilerin sorulduğu bir form var ama bu formu doldurunca ne olacağına dair hiç bir bilgi yok. Bu da iPhone isteğinin yüksek seviye ulaştığı ülkemiz kullanıcılarını suistimal etmeye yönelik bir girişim gibi geliyor bana, yoksa şüphen mi var?
Bekleyip görelim bakalım neler olacak…
İstanbul’a…
Haftasonu için bir İstanbul gezisi… www.twitter.com/onurka
Benim Yalnız ve Güzel Ülkeme…
Uzun zamandır bloga birşeyler yazmıyordum, aslında yazmak istediklerim var ama toparlayıp doğru düzgün yazacak vakit ve motivasyonum pek yoktu. Umarım onları da bir ara yazacagım… Simdi gelelim konumuza…
61. Cannes Film Festivali’nde Nuri Bilge Ceylan “Üç Maymun - Three Monkeys” filmi ile “En İyi Yönetmen” ödülünü aldı ve konusmasında ödülü başlıktaki sözlerle ülkesine ithaf ettiğini soyledi.
Bu konuda DDoS düşmanı Sayın Taylan Esen blogunda -benim daha önceden yazdığım bir blog girdisine de link vererek- önemli bir saptamada bulunmuş. Link ve güzel saptama için kendisine burdan teşekkür ediyorum. Nuri Bilge Ceylan’ı da ödülü ve belki ondan daha şık olan konuşması için tebrik ediyorum.




