Arama 2001
Google, 10. doğum günü kutlamaları içerisinde, ellerinde bulunan en eski web arşivi olduğunu açıkladığı 2001 yılındaki endeksine erişimi açtı. Eski logosu, “I’m feeling lucky” düğmesinden yoksun arayüz 1,326,920,000 web sayfasını arşivlediğini belirtiyor.
Servisin asıl keyifli yanı o zamanlarda bir iki arama yaptıkça ortaya çıkıyor. Google’ın blogundaki “2001 : A Search Odyssey” yazısındki bir kaç örnek :
- IPod : Image Proof of Deposit Document Processing System (IPOD)
- YouTube : Your search - youtube - did not match any documents.
- Wikipedia : Tek tük hakkında bilgiler bulunan bir girişim
Zehirli Yilanlar, Kaygan Yilanbaliklari ve Harun Yahya
“Tanrı Yanılgısı” kitabının da yazarı Richard Dawkins’in sitesi Harun Yahya takma adlı Adnan Hoca’ya hakaret içerdiği gerekçesiyle Türk mahkemelerince Türkiye’de hiç bir açıklama gösterilmeden erişime kapatılmıştı. Ahmet Cihat’ın blogunda kapatılmaya neden olmuş olması olası yazının Türkçe çevirisi ve blog sahiplerine bunu kendi bloglarına ekleme çağrısı var. Sansürlenen bu içeriği en üst seviyede erişilebilir tutmak ve bu neden özelinde saçmalığın daniskası, nedeni her ne olursa da hala anlamsız olan sansüre ve engellere karşı bende Richard Dawkins’in Harun Yahya’nın Yaratılış Atlası adlı komik kitabi ile ilgili yazısının çevirisini buraya ekliyorum ve bu çağrıyı bu blogun okurlarına da aktarıyorum. Bu arada yazıda bahsedilen kitap yine yazıda anlatılan şekilde biz istemeden bize de ulaşmış ve maliyeti hakkında bir fikir vermesi adına belirteyim 6 kiloya yakın bir ağırlığa sahip A3 boyutunda en kaliteli kağıda basılı bir kitap.
Zehirli Yilanlar, Kaygan Yilanbaliklari ve Harun Yahya
Richard Dawkins - Ceviri Kutluhan Celik
2006 yilinda, Musluman Turk apolojist Harun Yahya tarafindan yazilmis, Atlas of Creation isimli kitabi, siparis vermemis olmasina ragmen, tamamen ucretsiz olarak posta kutusunda bulan dunya capinda onbinlerce bilim adamindan biri oldum. Onbir dilde yayimlanan kitabin tezi, evrimin yalan oldugu. Ana “kanit”, her biri gunumuzdeki karsiliklari esliginde sayfa sayfa sunulmus, fosilin zamanindan beri hic degismedigi soylenen hayvan fosillerinin guzel fotograflarindan olusuyor. Kitap buyuk, 700 sayfadan fazla, renkli, kuse kagida basili, gosteris yapmak icin kahve masasi uzerine koyulacak cinsten. Boyle bir kitabi uretmenin maliyeti fazlasiyla yuksek olsa gerek, ve insan kendini bunun bunca dilde ve bu kadar fazla nusha halinde uretimi ve dagitimi icin harcanan paranin nereden geldigini merak etmeden edemiyor.
Kitabin butun anafikrinin gunumuz hayvanlariyla fosillesmis karsiliklarinin guya benzerligi uzerine dayandigi dusunuldugunde, kitabi rasgele karistirirken 468. sayfanin, biri gunumuz, biri de fosillesmis “yilanbaligi”na ayrildigini gormek beni eglendirdi. Resmin aciklamasi diyor ki:
“Anguilloformes takimi icinde 400′den fazla yilanbaligi turu bulunmaktadir. Milyonlarca yildir hicbir degisim gecirmemis olmalari, evrim teorisinin gecersizligini bir kez daha ispatlamaktadir.”
Gosterilen yilanbaligi fosili gayet tabii gercek bir yilanbaligi olabilir, bilemiyorum. Fakat suphesiz, Yahya’nin cizdigi (solda) gunumuz “yilanbaligi” bir yilanbaligi degil, muhtemelen cok zehirli Laticauda cinsinden bir denizyilanidir (bir yilanbaligi tabii ki hicbir sekilde bir yilan degil, teleost bir baliktir). Kitabi bu tip benzer kusurlar icin taramadim. Fakat bunun neredeyse acip baktigim ilk sayfa oldugu dusunuldugunde, kitabin ana tezi olan gunumuz hayvanlarinin fosil karsiliklarinin zamanindan beri hic degismedigi savinin ne degeri kalir ki?
Sirasi gelmisken belirteyim; Mayis 2008′de, gercek adi Adnan Oktar olan Harun Yahya, bir Turk mahkemesinde “sahsi menfaat icin yasadisi orgut kurmaktan” uc yil hapis cezasina carptirilmisti.
8 Temmuz’da eklenen ilave:
Bu sacma kitabin bazi diger sayfalarina daha baktim. 54-55, 368-369 ve 414-415. Sayfalarda ikiser sayfa kaplayacak halde yayilanlarin “Crinoid” oldugu belirtilmis, ve hepsi eski crinoid fosillerinin gunumuzdekilere ne kadar benzer oldugunu gostermeye calisiyor. Crinoidler, derisidikenliler subesinden denizyildizlarinin bitkiye benzeyen akrabalaridir. Bu uc cift sayfada da neredeyse ayni resim aciklamasi yer aliyor. Iste 54. sayfa’daki aciklama:
“Hayattaki haliyle birebir ayni olan, 345 milyon yil yasindaki crinoid fosili evrim teorisini curutuyor. 345 milyon yildir degismemis olan crinoidler evrim teorisini curutuyor ve Tanri’nin yaradisini bir hakikat olarak ortaya koyuyor.”
Her uc cift sayfada da savi izah etmek icin gunumuz crinoidlerinin guzel bir renkli fotografi bulunuyor. Tek mesele su: hicbir sayfada, gunumuz ornegi gosterilen hayvan, bir crinoid degil. Bir derisidikenli bile degil. Bir ikincil agizli (derisidikenliler ve bizim de ait oldugumuz alt alem) bile degil. Zoolog okurlar, bunun bir sabellid, bir halkali solucan oldugunu fark edeceklerdir.
402. sayfada, dogru bir sekilde ophiuroid olarak belirtilmis dort adet fosil resmi bulunuyor. Ophiuroidler derisidikenlilerin onde gelen bir sinifidir. (Digerleri denizyildizlari, denizkestaneleri, ve crinoidlerdir.) Bir kez daha, standart olarak sunulan yaradilisci resim aciklamamiz:
“180 milyon yillik bu fosil, ophiuroidlerin 200 milyon yildir ayni oldugunu gosteriyor. Bugun yasayanlardan farksiz olan bu hayvanlar, evrim teorisinin gecersizligini bir kez daha ortaya cikariyor.”
Burada fosillerden beri degisimin olmadigini aciklayacak bir degil iki resmimiz var. Bu gunumuz hayvanlarindan biri gercekten bir ophiuroid. Digeri bir denizyildizi! Derisidikenlilerin tamamen farkli bir sinifindan, ve en kotu niyetli bakisla bile gozle gorulur bir sekilde cok farkli.
Son olarak, PZ buna Pharyngula’da dikkat cekti, fakat eksiksizlik acisindan ben de bir resim ekliyorum. Sayfa 244′te Yahya, trichopteralarin kehribar icinde 25 milyon yildan beri bozulmadigi icin hic degismediklerini soylemek istiyor. Bir kez daha, resim aciklamasi:
“Bu canlilar, yapilarinda en ufak bir degisiklik olmaksizin milyonlarca yil boyunca varligini surdurmustur. Bu boceklerin hic degismemis olmasi, hic evrimlesmemis olduklarinin bir isaretidir.”
Simdiye kadar, gunumuz hayvanlarindan birinin fotografina baktigimiz zaman oldukca iyi bir seyler bekleyegeldik. Gunumuz trichopterasi ne olacak? Belki bir tekes? Bir bahce sumuklubocegi mi? Buyuk bir karides mi? Hayir, bir bakima bunlardan cok daha iyisi: bariz bir celik kancaya takili bir balik yemi!
Bu kitabin pahali ve isiltili uretimiyle icerigin “nefes kesen anlamsizligi”ni bagdastirmakta aciz kaliyorum. Acaba gercekten anlamsizlik mi, yoksa basit tembellik mi – ya da cogunlukla Musluman yaradiliscilar olan hedef kitlenin cehalet ve aptalliginin alayci farkindaligi mi? Ve para nereden geliyor?
Keyifli Gezinti için Adam Gibi Tarayıcı
Taylan Esen‘in yeni çok katılımcılı blogu Tantana.biz‘e göz atarken sayfasında “browse happy” sitesine link gördüm. Sitemiz temelde insanların Internet Explorer‘dan arınmalarını kendine görev edinmiş, IE’nin zararları ve ona alternatif 4 güzide tarayıcımız Firefox, Mozilla App. Suite, Opera ve Safari‘nin güzellikleri üzerine yoğunlaşmış.
Google’ın Chrome’u çıkarmasında sonra bir çok blogda insanlar ziyaretçilerinin tarayıcı tercihlerini yayınlamıştı. Ben de bir süredir baktığımda maalesef “Internet Explorer” kullanıcıların çokluğunu gözlemliyordum. Tarayıcı tercihlerinin dağılımı benim blogumda şoyle;

Aslında bu dağılımda Firefox’un yeri fena olmasa da ilerleyen zamanlarda kendisini birinci sırada IE’yi de mümkün olduğunca aşşağılarda görmeyi bekliyorum. Açıkçası IE’kullanmayı bir miktar, daha iyisi varken size verilenle yetinmek olarak görüyorum.
Yine Google
Daha önce de Google’ın beni etkileyen icraatlarını aklıma geldikçe yazmıştım. Zaten Google’da bu konuda bizleri fazla uzun süre merakta bırakmayıp ara ara yeni icatlar çıkartıyor. Bugün de RSS okuyucumda haberlere bakarken Google’ın deniz üzerinde veri merkezleri açmaya niyetlendiğini okudum. Düşününce bana etkileyici görünüyor.
Habere göre Google arama motorunu ve diğer servislerini barındırdığı veri merkezlerini denize taşıyarak hem burdaki dalga enerjisinden elektrik enerjisi elde edip veri merkezine elektrik sağlayacak hem de deniz suyunu veri merkezinin soğutulmasında kullanacak. Tabi bunun uzun süreçte zararlı -okyanusun ısınması vs.- etkileri çıkar mı, ayrı bir konu…
Burda benim ilgimi çeken, Google’ın sadece kendisiyle de ilgili olmayan konulara getirdiği inovatif yaklaşımlar. Örneğin, global olarak düşünüldüğünde Google’dan kat kat büyük veri merkezleri işleten IBM’in değil de Google’ın bu konuda bir girişimde bulunması ve kaynak ayırması sanırım benim gibi bir çok kişinin Google’a ilgi duymasının nedeni.
Cisco Jabber’ı Alıyor
Bir zamanlar daha çok ağ sistemlerinin ana birleşenlerini geliştiren şirketlerden adı biraz fazlaca duyulan olursa, Cisco‘nun agresif satın alma stratejisinden kurtulamaz ve satın alınırdı. Ama iletişimin diğer alanlarına da el atan Cisco artık ilgi alanını daha da genişletti. -Cisco’nun satın alım listesine burdan ulaşılabilir- Son olarak da şirketin açıklamasına göre, açık kaynaklı anında mesajlaşma -instant messaging de dedikleri- programı Jabber‘ın ve bu alanda açık kaynak bir standart olan XMPP‘nin (Extensible Messaging and Presence Protocol) geliştiricisi Jabber Inc. satın alınmak üzere.
Cisco bu satın alma ile kendi anında mesajlaşma hizmetini ve ortak çalışma platformunu güçlendirmeyi planlıyor. Cisco daha önce de web üzerinden konferans yapmaya olanak veren WebEx, kurumsal sosyal ağ uygulamaları Five Across ve Tribe.net‘i almıştı. Bu satın almalarlarla Cisco sosyal ağ uygulamalrının internet trafiği içerisinde önemsediği bir yeri olduğunu göstermiş oldu diye düşünüyorum.
Cumhuriyet
Şimdiye kadar sadece abonelerine açık olan Cumhuriyet Gazetesi‘nin web sitesi cumhuriyet.com.tr artık herkese açık haliyle yayında. Biraz geç kalınmış olsa da Cumhuriyet’in, okurlarının ondan beklediği kararı almış olması sevindirici.
Fakat gördüğüm kadarıyla sitenin tüm girdiler için tek bir RSS beslemesi var. İnsanların beğendiği siteleri takip etmek için kullandıkları en yaygın yöntem olan RSS’deki bu sıkıntı, zamanla diğer eksiklerle birlikte giderilir diye düşünüyorum.
Güncelleme : Tekrar baktım her sayfa için farklı RSS beslemeleri geldi. Hatta oldukça da esnek. Ya düzeltildi yada daha önce ben yanlış baktım…

