Bu Siteye Erişim Mahkeme Kararıyla Zorlaştırılmıştır
Ülkemizde YouTube, Wordpress -ve binlercesi- derken İnternet’te sansüre artık tepkisiz kalır hale geldik. Son olarak Google’ın blog servisi Blogger‘a gelen engelleme ile ilgili hiç birşey yazasım da gelmedi. Ama son günlerde en keyifle okuduğum bloglardan Modern Sabahlar’dan Ege Kayacan’ın blogundaki yazılar ve “Berlin’den bir okuyucumuzun” isteği üzerine ben de bu konuda birşeyler yazayım dedim.
Konu bir miktar da hassas bir konu olması itibariyle üzerine birşeyler söylemek çok kolay değil. Bir yandan absürd ve komik. Dolayısıyla böyle bir yaklaşım da mümkün ama bir yandan da utanç verici ve karamsar. Önce biraz daha eğlenceli yanından başlarsak üzerine yazılan çizilenlerden bir kaçı :
- İnternet Yazıhanesi (Ege Kayacan’dan)
- Doğrusu Bu (Gene aynı blogdan)
- Penguen’in Bugünkü Kapağı
Diğer taraftan utanç verici ve karamsar yan daha önceki engellemeler gibi Blogger vakasında da karar verenlerin internet, beraberinde getirdiği iş modelleri ve serbestlik gibi kavramlardan bu kadar bihaber olması. Son Blogger vakasında Ulaştırma Bakanımız Binali Yıldır-ım’ın (Mustafa Balbay taktiği yapıyım dedim) açıklamaları “Ben YouTube’um, ben Facebook’um bana kimse karışamaz’ diyemez. Keyfilik asla. Bu ülkede para kazanıyorsa, vergisini verip kaydını yaptıracak” şeklinde. Bu açıklama gerçekten devletimizin bir bakanının aczinin ve hiç bir katma değer sağlamadan çıkar elde etmeye ne kadar alıştığını göstermesi açısından karamsar. Penguen’in kapağı da konunun nerelere gelebileceği konusunda iyi bir yaklaşım.
Diğer bir karamsar nokta da Blogger’a erişimin şimdilik “Yeterli delilin olmaması nedeni ile” serbest bırakılmış olması. Yani bu açıklamaya göre site yeterli delil olmadan kapatılmış ve muhtemelen gelen tepkiler nedeniyle yeterli delil toplanana kadar engelleme kaldırılmış. Bu suçu kanıtlanmamış bir şeye ceza verilmesi itibariyle hukuki açıdan ayrı bir fiyasko.
Diğer yandan işin teknik boyutuna bakarsak yukarıda linkini verdiğim “Doğrusu Bu” yazısında bahsedilen konu. Bu engellemeler yine bu kararı alanların İnternet konusundaki bilgisizliğinin bir göstergesi. Bu girişimler engellemeden çok bir zorlaştırmadan ibaret.-bkz : Yasakların Faydası- Ülkemizde çoğu “zorlaştırma” sadece alan adına yönelik yapılıyor. Yani ülkedeki İnternet Servis Sağlayıcılar (İSSler) Telekomünikasyon Kurumu’nun (TK) kararı ile engellenen alan adını bir DNS kaydı girerek yine TK’da duran engelleme yazısını barındıran web sayfasına yönlendiriyor. Kurtulunması en kolay “zorlaştırma” bu. Bu durumda bilgisayarınızda DNS olarak OpenDNS servisini kullanarak bu “zorlaştırmayı” aşmak mümkün.
“Zorlaştırma” metodu neye göre farklılık gösteriyor bilmiyorum ama bazı durumlarda sevgili TK zorlaştırmayı IP adresi bazında yapıyor. Bunu da sadece DNS ile aşmak mümkün değil. Ama bunu aşmak için de çeşitli metodlar var. Bunlardan en yaygını ktunnel gibi vekil siteler kullanmak. Diğer yaygın bir metod da Hotspot Shield türü bir araçla istenilen siteye engellemenin olmadığı bir nokta üzerinden ulaşmak. Bu servislerinnegatif olarak değerlendirilebilecek yanı isefazla güvenilemeyen bir yerden kendi trafiğinizi geçiriyor olmanız. Böyle bir yerden de yapılabilecek işler kısıtlı.
En iyi, fakat bir miktar maliyetli olabilecek çözüm ise yine engellemenin olmadığı bir noktada kendinize ait sanal yada gerçek bir sunucu edinmek. Yani yurtdışında VPS (Virtual Private Server -Sanal Özel Sunucu-) yada Adanmış Sunucu (Dedicated Server) almak/kiralamak. Daha sonra da İnternet trafiğinizi VPN yada SOCKS protokolleri ile bu sunucuya yönlendirmek. Tabii ki bu son yöntem “şimdilik” çok yayılmaya uygun görünmese de bu yasaklara kadar ülkede DNS, VPN gibi kavramlara bu kadar yakınlık çok öngörülebilir değildi. Ne olacağı belli mi olur…









